Kadın Genital Sistem Enfeksiyonları ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Kadın Genital Sistem Enfeksiyonları ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Kadın Genital sistem iltihapları alt genital sistem ve üst genital sistem enfeksiyonları diye ikiye ayrılır. 

Alt genital sistem enfeksiyonları: Vulva(dış dudaklar), Vajen(Hazne), Servix(rahim ağzı), Üretra(idrar yolu) iltihaplarını kapsamaktadır. 


Vulvar Enfeksiyonlar

Vulvada kaşıntı veya yanma hissi jinekolojk muayeneye başvuran hastaların %10’unda görülür. Vulvada kaşıntı, enfeksiyon, ülser(yara) yapan hastalıklar: 

Vulvar Bit ve Uyuz: Cinsel yolla veya cinsel olmayan yakın temasla geçer. Ayrıca havlu veya çarşaf ortak kullanımındada bulaşıcıdır. Pubik bölgede (kasıklarda) yaygın ve şiddetli kaşıntı yanısıra makülopapüler lezyonlar görülür. Tanı muayeneyle konulup uygun ilaç tedavisi (krem ve şampuanlar) ile kolaylıkla tedavi edilir. 

Molluscum Contagiosum: Pox virusunun yaptığı selim ve iyi huylu olan bir enfeksiyondur. Cinsel veya cinsel olmayan yakın temas veya kendiliğinden(otoinokulasyon) ile geçiş gösterir. Vulvada 1-5 mm arasında ortası çukurlanmış kubbe şeklinde papüller içerir. Tanı nodülden alınan biyopsi ile mikroskopik incelemede konur. Aslıdan muayene sırasında doktor tarafından sıkılarak gelen mumsu materyalın görülmesi ile de tanı konulabilir. Tedavisi özel solusyonlar veya koter veya kriyo ile yapılır. 

Condiloma Acuminata: Genital siğiller dediğimiz bu hastalık sadece vulvada değil Vajen ve servixtede görülebilir. HPV virusun (insan papillom virusu) sorumlu olduğu bu hastalık en yaygın cinsel yolla bulaşan enfeksiyondur. Bu virus aynı zamanda skuamoz kanser ve adenokanserle ilişkisi bulunmaktadır. En sık 15-25 yaşlar arasında görülür. Gebelik, şeker hastalığı ve bağışıklık sisteminin baskı altında olduğu kişiler risk altındadırlar. Siğiller mukoza veya deri yüzeyinde büyüklük ve formasyon farklılığı gösteren pedikullu (saplı) lezyonlardır. Çok yaygın ve bitişik olduğunda karnıbahar görünümü sergiler. Tanı gözle muayene, siğilden alınan biyopsi ile mikroskopik inceleme, Servixten alınan smaerde HPV ile ilgili değişiklikler ile konur. DNA tiplemesi yapılabilir. 

Tedavi: virusu tamamen eradike etmek (vücüttan yok edilmesi) mümkün değil. Ancak semptomatik olarak siğiller asitli solusyon (doktor tarafından uygulanır), Podifilinli krem kullanarak veya koter&kriyo ile lezyonlar tedavi edilir. 

Genital Ülserler(Yaralar)

Genital Herpes: Uçuk adı ile bilinen genital herpesin etkeni Herpes Simplex tip II dir. 

Cinsel yolla bulaşan bu virus tekrarlayan karakterde olup genital yaralara neden olur. Genital yara dışında sistemik bulgularda eşlik edip hastada ateş ve halsizliğe yol açabilir. Lezyonlar genellikle çok sayıda ve vezikül (içi sulu küçük kesecik) şeklindedir. Veziküller derin olmayıp ağrılıdır. Genellikle birleşme eğlimi gösterir. Bulgular 2 hafta boyuncu kendini gösterir. Bir haftanın sonunda en üst düzeye ulaşır. Daha sonra kendini snırlayarak iz bırkamdan iyileşir. Bağışıklık sistemin baskılandığı durumlarda Lezyonlar tekrarlanabilir. Tanı muayene sırasında gözle konur. Tedavisi ağızdan antiviral tabletler ve lokal krem ile sağlanır. Virusun tamamen yokedlmesi söz konusu değil. 

Granuloma inguinale: Etkeni bir bakteri olup vulvada kronik ülseratif lezyona neden olur. Daha çok Tropikal bölgelerde yaşayanlarda görülür. Çok bulaşıcı olmayıp cinsel temasla veya cinsel temas olmadanda gelişebilir. Belirtiler nodul (et beni) ile başlar daha sonra kırmızı et renginde birbirleriyle birleşen ağrısız ülsere dönüşür. Tanı biyopsi takiben mikroskopik inceleme ile konur. Tedavisi cerrahi olarak lezyonun çıkarılması ve antibiyotik ile yapılır. 

Lenfogranuloma Venerum: Clamidianın lenf dokusunda oluşturduğu enfeksiyondur. Erkeklerde kadınlara göre 4-5 kat daha sık görülür. Genital bölgede önce ağrısız ülser oluşur. Kendiliğinden geçer. 1-4 hafta sonra lenf bezlerinde ağrılı şişlik oluşur. Tanı biyopsi ile konur. Tedavsi cerrahi ve antibiyoik ile yapılır. 

Şankroid (Yumuşak şankr) : Cinsel yolla bulaşan akut bir enfeksiyondur. Gelişemkte olan ülkelerde daha sık görülür. Erkeklerde kadınlara göre 5-10 kat daha fazla görülür. Bu enfeksiyon HIV’ın (AİDS) bulaşmasını kolaylaştırır. Çok bulaşıcı olmasına rağmen ancak zedelenmiş cilt ve mukozadan geçebilir. Önce küçük bir papül şeklinde başlar. Daha sonra sulanıp yaraya dönüşür. Yaralar yüzeyel olup sınırları belli olmayıp çok ağrılıdır. Daha sonra kasık lenf bezlerinde de şişlik ve iltihap oluşabilir. Tanı kültür ile konulur. Tedavisi antibiyotiktir. 

Sifilis: Frengi adı ile bilinen kronik bir hastalıktır. Bulguları çok şiddetli olmasına karşın orta derecede bulaşıcı bir hastalıktır. Etken Treponema pallidum cinsel yolla bulaşır. Enfekte olmuş bir hastayla birkez cinsel temasta bulunmakla karşılaşılan risk %10 dur. Sifilisin jinekolojik olmayan çok sayıda belirtisi vardır. Mikrop cilt ve mukoza yüzeylerinden geçebilir. İlk bulgusu sert ağrısız tek bir Şankır (yara)dır. Bu yara vulva (dış dudak), vajen(hazne) veya servixte(rahim ağzı) görülebilir. Eğer vajen veya servixe yerleşmişse özellikle ağrısız olması nedeniyle farkedilmeyebilir. Bu yara kendiliğinden iyileşir. 6 hfata ile 6 ay süre içerisinde mikrop kan yoluyla vücüda yayılır. Ellerde ve ayak tabanlarında makulopapuler(etbeni benzeri) lezyonlar vulvada cillten kabarık grimsi plak(condiloma lata) oluşumu olur. Bu lezyonlar genellikle ağrısızdır fakat ağrılı lenf bezi büyümesi buna eşlik edebilir. Bu lezyonlarda 2-6 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşir. Hasta tedavi edilmezse mikrop 2 ile 20 yıl boyunca vücütta gizli yaşamaya devam eder. Ara ara cilt bulguları tekrarlanabilir. Tedavi edilmeyen hastaların üçte birinde üçüncü evre bulguları gelişir. Bunlar kalp damar sistemi,kas iskelet tutulumu,sinir sistemi tutulumu ve ölümcül aort anevrizması olabilir. 

Tanı: lezyondan alınan örneğin mikroskopta incelenmesi ve özel kan tahlilleri ile konur.  
Tedavi:Penisilin ve alternatif antibiyotik tedavisidir. 

Vajinit

Şiddetli kaşıntı, akıntı, disparenu(ağrılı cinsel ilişki) ve idrarda yanma şikayetleri yapan kötü kokulu akıntı bulgusu olan bu hastalık, jinekolojik muayeneye en çok başvurma sebepleri arasındadır. 

Bakteriyel vajinit: Vajen iltihabının en sık görülen nedenidir. Cinsel ilişkisi olmayan genç kızlarda ve rahibelerdede bildirildiğinden genellikle sexuel geçişli bir hastalık olarak kabul edilmez. Bu tür vajinitte tek bir mikrop bulunmaz. Çoğunlukla vajen florasında normal kompozisyonunda sapma sonucu bakterilerin miktarında 10 kat artış ve Gardnerrela vajinalis konsantrasyonundaki artış sonucu oluşur. Bu durumda çoğu zaman floradaki lactobasillerde (Normal vajen florasında bulunan mikroorganizmalar olup vajen ortamını mikroplardan korur) azalma görülür. Hastada gri beyaz homojen balık kokusu olan akıntı şikayeti vardır. Kaşıntı nadirdir. Tanı muayene ile konur. Tedavisi uygun antibiyotik ve fitillerdir. 

Trichomonas enfeksiyonu: Sexuel geçişli bir enfeksiyondur. Etkeni bir parazittir. Bulguları değişik olmakla beraber köpüklü kötü kokulu, gri beyaz veya sarı yeşil renkli bol miktardaki akıntı şeklindedir. Vulva ve vajende kızarıklık şişlik ve kaşıntı eşlik edebilir. Tanı muayene ve vajen kültürü ile konur. 

Tedavi: uygun antibiyotik verilerek yapılır. Mutlaka eş tedavisi verilmelidir. 

Candidia’ya bağlı vajinit: Mantar olarak bilinen bu tür vajinit cinsel geçişli bir hastalık değildir. Etken candidia olup kadınların normal vajen florasında bulunan bir mikroorganizmadir. Ne zamanki vajen florasında sapma olursa (bağışıklık sistemde aksama stres, şeker hastalığı, antibiyotik kullanımı, şişmanlık, hormonal değişiklik örneğin gebelik v.s.) candidia düzeyinde artış olup hastada şikayetlerin olmasına neden olur. Klasik akıntı beyaz süt kesiği şeklinde ve kokusuzdur. Vulva va vajende kızarıklık ve ödem olması eşlik eder. Kaşıntı en bilinen şikayettir. 

Tanı: Muayene ile, vajinal kültür ile konur. 

Tedavi:Uygun ilaç merhem ve krem ile yapılır. 

Servisit

Servixin(rahim ağzının) şiddetli iltihabıdır. Bu iltihaba neden olan iki mikrop vardır. Her ikisi de cinsel yolla bulaşır. Kokulu akıntı yanısıra ağrılı cinsel ilişki ve kasık ağrısına neden olur. Servisit gross gözlemle tanı alabildiği gibi mikroskopik inceleme (smear ve kültür) kesin tanı konur. 

Klamidya enfeksiyonu: Cinsel yolla bulaşır. Vakaların %30-%50’sinde hiç bir bulgu vermeyip muayene olunmazsa yıllarca sürebilir. Öte yandan akıntı, lekelenme ve ilişki sonrası kanama en sık görülen bulgulardır. Gözlemde yeşil sarı renkli akıntı ve rahim ağzında yara tesbit edilir. En doğru tanı servix ve vajenden alınan kültür ile konulur. Tedavisi:uygun antibiyotik ile yapılır. 

Gonore: Bel soğukluğu diye bilinen bu hastalık cinsel yolla bulaşır. Erkeklerde kadınlara göre 1.5 kat daha fazla görülür. Enfekte kadından erkeğe geçme oranı %25 olmasına rağmen enfekte erkekten kadına geçiş oranı %80-90 gibi yüksektir. Genital bölge dışında idrar yollarındada iltihaba neden olabilir. Akıntı, idrarda yanma hatta anormal rahim kanamalarına neden olabilir. Klamidya gibi vakarın bir kısmında hiçbir bulgu vermeyebilir. Farengial (boğaz) ve dissemine (tüm vucuda yayılma) vakalar görülebilir. Tedavi edilmezse üst genital organlara geçip tüplerde tıkanıklık ve kısırlığa yol açabilir. Tanı muayene ve alınan kültür ile konur. Uygun antibiyotik ile tedavi sağlanır. 

İdrar Yolu Enfeksiyonu

Alt üriner sistem enfeksiyonları (uretra ve mesane) her yıl erişkin kadınların %10-20’sınde görülür. Kadınlarda uretranın kısa olması ve vajen ile yakın anatomik bölgede bulunması nedeniyle erkeklere oranla daha sık görülür. İdrar yolu enfeksiyonu, idrarda yanma, sık idrara çıkma hissi ve kasık bölgesindeki ağrı ile kendini gösterir. Tanı idrar tahlili ve kültürü ile konulup uygun antibiyotik ile tedavi edilir. 

Yeni evlilerde sık sistit olması ve ilişki sonrası sistit geçirlmesi vajenin yenice folara değişkliğine bağlanabilir. İlişki sonrası koruyucu antibiyotik kullanması ve ilişkiden hemen sonrası idrar yapması önerilir. 

Üst genital sistem enfeksiyonları ; Endometrit(rahim iltihabı), over(yumurtalık)iltihabı , hem rahim yumurtalık, tüpler ve ek dokuların yaygın iltihabini(PID) kapsamaktadır. 

Endometrit

Rahim iltihabı diye bilinen bu hastalık mikropların servixten(rahim ağzından) yukarıya endometriuma çıkmaları ile olur. Patojenler arasında en çok klamidya, Gonore ve herpes suçlanmıştır. Bakteriyel vajinitinde endometrite sebep olabileceği bildirilmiştir. Kronik ve akut endometrit diye iki farklı tablosu vardır. 

Kronik endometrit: hastanın herhangi bir şikayeti olmayıp jinekoloğun muayene ve ultrasonla kontrolu sırasında farkedilmesi ile ortaya çıkabilir. Bunun yanısıra hastada süregelen devamlı kasıklarda huzursuzluk ve hafif ağrı şikayeti bulunabilir. Bazen tipik mens sonrası ara kanama ile kendini gösterir. Kronik endometrit nadiren kısırlığa yol açar. Tanı endometrial biyopsi ile konur. Uygun antibiyotik ile tedavi edilir. 

Akut endometrit: Rahimde aşırı hassasiyet mecuttur. Tüplerin iltihabı ile beraberlik gösterebilir. Klamidya ve Gonorenın neden olduğu akut endometrit unutulmamalı ve hastanın tedavisi bu iki ajan göz önünde bulundurarak yapılmalıdır. 

Pelvik enflamatuar hastalık(PID)

Üst genital sistem enfeksiyonu olan bu hastalık rahim, tüpler, yumurtalıklar ve ek dokular hatta karın zarını içine alabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en ciddi ve en sık görülen komplikasyonudur. Endmetritte olduğu gibi PID’da da mikrobun servixten yukarı yayılması sonucu gelişir. En çok Gonore ve Klamidya suçlanmıştır. Doğum kontrol yöntemleri PID’nın sıklığını etkilemektedir. Şöyleki doğum kontrol tabletleri servix mukus yapısını değiştirerek mikropların yukarı çıkmasını engelleyen bariyer görevini üstlenmektedr. Böylece doğum kontrol tableti kullanan kişilerde PID daha az görülür. Halbuki intrauterin araç(Spiral) kullanan kişilerde PID riski 3-5 kat daha artar. Hastalarda ortak şikayet alt karın ve kasıklarda şiddetli ağrıdır. Diğer şikayetler kişiden kişiye göre değişir. Vajinal kanama akıntı, ateş, titreme, bulantı idrarda yanma olabilecek diğer şikayetlerdir. Hastaların %60-80’ınde ateş görülür. 

PID’nın tanısı jinekolog tarafından konulduktan hemen sonra ciddi tedavi verilmesi gerekir. Gerekirse Hospitilizasyon düşünülebilir. Tedavinin amacı hastanın iyileşmesi dışında daha sonra PID’ya bağlı oluşabilecek dış gebelik ve kısırlık riskini (Tüplerin tıkanmasına bağlı olarak) minimuma indirmektir.